Marta
Tek başına ve hiç acelesi olmadan geziyordu. Ezana kadar avluda oturduk; çoğu gruptan daha iyi sorular sordu.
- Süleymaniye
- 10:40Kariye
- 12:00Balat
Camiler için geldim, bir arkadaşla ayrıldım.
3 durak27HAZİRAN 2026MartaSüleymaniye · Spain
7 durak18HAZİRAN 2026Sarah & MichaelSultanahmet · United Kingdom
3 durak30MAYIS 2026Anna & ThomasBoğaz · Germany
5 durak12MAYIS 2026Emily & JamesBalat ve Fener · Ireland
2 durak21MART 2026DavidBüyükada · Australia
5 durak6MART 2026The Almeida familyKadıköy · Brazil
2 durak30KASIM 2025Kenji & YukiKapadokya · Japan
2 durak14EKİM 2025Claire & AntoineEfes ve Pamukkale · FranceTek başına ve hiç acelesi olmadan geziyordu. Ezana kadar avluda oturduk; çoğu gruptan daha iyi sorular sordu.
Camiler için geldim, bir arkadaşla ayrıldım.
Fotoğraflarda gördükleri İstanbul’u arayarak geldiler. Günün sonunda buradakilerin gerçekten yaşadığı İstanbul’u soruyorlardı.
Otobüslerden önce, erken başladık; ikisi de daha doğru dürüst oturmak istemediği için günü bir merdivende çayla bitirdik.
İstanbul’da yağmurlu bir öğleden sonra. Yine de vapura bindik; güvertenin çoğu bize kaldı.
Listesinde tek bir anıt olmayan bir sabah. Balat’ın yokuşlarını yürüdük, iki kez çaya durduk; en çok da kapı fotoğrafı çektiler.
Juliana, İstanbul’u zaten tanıdığımız bir şehir gibi hissettirdi.
Uzun bir aktarma, Büyükada’da koca bir güne dönüştü; buralarda bir gezginin başına gelebilecek en iyi kaza. Araba yok, bir tepe var, akşamüstü de dönüş vapuru.
Üç kuşak, bir çarşı ve her tezgâhtaki her şeyin Türkçe adını öğrenmek isteyen bir anneanne. Sokağı bitiremedik.
Balonlar uçmadı — rüzgâr beş sabahın birinde hayır der, hiçbir rehber aksini vaat edemez. Bunun yerine nehir boyunca Ihlara Vadisi’ni yürüdük; kimse dert etmedi.
Yirmi yıldır Celsus Kütüphanesi hakkında okuyorlardı. Fotoğraflardakinden küçük ve onlardan iyi — Efes’te genelde böyle olur.
dokun: ileri · basılı tut: durdur · kaydır: sonraki gün