Yukarıdan İstanbul
Kuleler, teraslar ve şehrin üzerine kurulduğu tepeler.
Pazarlar, vapurlar, çay ve şehrin sıradan saatleri.
İstanbul çoğu zaman sokak seviyesindeki canlı karmaşasıyla tanınır. Oysa bu kentin asıl ruhu, kentin yedi tepesine nakşedilmiş taş kubbelerin, asırlık çınarların ve gökyüzüne uzanan kulelerin hizasında nefes alır. Biz bu rotada telaşlı adımları geride bırakıp yükseklerde bir duraklama alanı açıyoruz.
Galata'nın Ceneviz mirası sokaklarından başlayarak, Haliç'in iki yakasını birbirine bağlayan asırlık perspektifleri adım adım takip ediyoruz. Süleymaniye'nin Mimar Sinan dehasıyla örülmüş avlusunda, rüzgarın taşıdığı ney ve martı sesleri eşliğinde Boğaz'ın Marmara'ya döküldüğü o dingin noktayı izliyoruz.
“İstanbul'a kuşbakışı bakmak sadece bir manzara seyri değil; Roma'nın, Bizans'ın ve Osmanlı'nın gökyüzüyle kurduğu bin yıllık diyaloğu okumaktır.”
Turistik kalabalıkların ulaşamadığı özel mülk teraslar, restorasyonu tamamlanmış gizli kubbe saçakları ve kahvenin en leziz piştiği han çatılarında mola veriyoruz. Her adımda yanınızda yalnızca tarihî veriler değil; bir kadının, bir gezginin ve bu şehre tutkuyla bağlanmış bir küratörün kişisel hikayeleri yer alıyor.
Sabah 09:30 ve akşamüstü 16:30 turlarımız günün altın saatlerinde kurgulanır; analog ya da dijital fotoğraf tutkunları için eşsiz ışık kırılımları sunar.
Ceneviz Terası
Galata Kulesi'ne bakan gizli asırlık avlunun çatısı
Süleymaniye Kubbeleri
Mimar Sinan'ın altın oran geometri perspektifi
Büyük Valide Han
17. yüzyıl han çatısında demlenen Boğaz serinliği
Haliç Akşamı
Akşam ezanı vaktinde kızıla bürünen yedi tepe
Teras Çay Molası
Sessiz bir balkonda şehrin nabzını dinlemek
Kuleler, teraslar ve şehrin üzerine kurulduğu tepeler.
Şehri onu tanımlayan mahalleler üzerinden tadın.
Sakin sokaklar, han avluları ve ilk programa nadiren giren köşeler. Fener, Balat ve Zeyrek'in yaşayan hatıraları.